Monthly Archives: Şubat 2012

Ballı pekmezli çıtır susam bar

Standard

Arşivden çıktı fotoğraflar.Hemen bloga göz attım ki, ne göreyim paylaşmamışım bu güzel atıştırmalıkları sizinle.  Bomba denmeli aslında. Bar çok kısa, çok yetersiz gibi:)) İşte tarifi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Malzemeler

  • 1 su bardağı susam
  • 1/2 su bardağı fındık parçaları (kalın çekilmiş)
  • 1/2 su bardağı bal
  • 1/2 su bardağı pekmez

Öncelikle susamı geniş bir tavada biraz kavuruyoruz. Pembeleşene kadar kavurduktan sonra bir tabağa koyuyoruz ve aynı tavaya bal ile pekmezi koyuyoruz. Orta ateşte bal ve pekmez kaynadıktan sonra fındık ve susamları ekliyoruz ve ocağı kısıp 5 dakika karıştırarak pişiriyoruz. Ocaktan alıp yağlı yağıt serilmiş tepsiye veya tezgaha dikkatlice döküyoruz. Su ile ıslattığımız spatula yardımı ile düzlüyoruz ve  yine sı ile ıslattığımız bıçak ile dilim dilim kesiyoruz. Bıçağı her seferinde ıslatmamız gerekiyor. Dilim dilim kesilen barları soğumaya bırakıyoruz. Tamamen soğuduğunda servis edebiliriz. Afiyet olsun..

Reklamlar

Ispanaklı Sos ile Tavuk Sote

Standard

Ispanaklı tavuk rulo yaptıktan sonra bu iki lezzetin birbirleri için var olduklarını kendimce tescillemiştim. O günden beri sıkça ıspanaklı tavuk, tavuklu ıspanak denemelerim oldu. Bir tanesi de bu harika sote.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Malzemeler

  • 1 paket tavuk göğsü
  • 500 gr ıspanak
  • 2 yemek kaşığı krema
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1 orta boy kuru soğan
  • tuz, karabiber, sarımsak

Dilerseniz tavuk göğsünü önceden sıvıyağ tuz karabiber karışımında marine edebilirsiniz. Marine edilmiş tavuk etini küçük küçük kestikten sonra 2 yemek kaşığı sıvıyağda soteliyoruz. Orta ateşte ara sıra karıştırarak pişmelerini sağlarken diğer tarafta temizlenmiş, doğranmış ıspanakları, başka bir tavada yemeklik doğranmış soğanlarla birlikte kavuruyoruz. Ispanaklar kendi suyunu bıraktığında baharatlarını ekliyoruz ve suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Suyunu çeken ıspanak sosunun üzerine kremamızı ekliyoruz ve ocaktan alıyoruz. Pişen tavukların üzerine de  tuzumuzu ekledikten sonra, ıspanağı dilersek karıştırıp dilersek üzerine sos şeklinde koyarak servis yapıyoruz. Afiyet olsun.

Yoğurtlu Dip Sos

Standard

Dip sos ne güzeldir. Ne kolaydır. Ne lezzetli, ne şıktır.. Severim yoğurdun içine bir şeyler karıştırıp değişik lezzetler elde etmeyi. Ispanaklısı da güzel olur, avokadolusu da, pancarlısı da… Bir çırpıda hazırlanır iki üç çeşit.  Gece boyunca içine cipsler, köfteler, patates kızartmaları batırılır yenilir, yenilir, bitmez:) Ben bu sefer labneli baharatlı yaptım.

 

 

 

 

 

 

 

 

1 ölçek yoğurdun içerisine yarım ölçek labne peyniri eklenir ve istediğiniz baharatla tatlandırılır. Ben nane, kırmızı pul biber ile lezzetlendirdim. İçerisine sarımsak ta eklenebilir. Hazırladıktan sonra 10 dakika dolapta bekletirsek baharatların lezzeti içerisine tam karışmış olur. Afiyet olsun..

Peynirli Kol Böreği

Standard

El açması börekler içerisinde en kolayı sanırım bu börek. Çünkü gerçekten elle açılıyor. Ben oklava ve merdane kullanmakta henüz yeni olduğum için olsa gerek, kömbe yaparken biraz  zorlanmıştım. Aslında kolay ve güzel açtım ama biraz fazla yavaş açmıştım. Dün kol böreği hamuru için bir kaç site dolaşırken Uzman Tv’de buldum bir tarif. Hem kolay hemde pratik görünüyordu. Denemekte fayda vardır diye girdim mutfağa. Eşim hangi pastaneden aldın bunu diyene kadar acabalarım vardı ama o cümle herşeyi değiştirdi. Artık kol böreği tarifim budur. İç malzemesini değiştire değiştire yaparım bundan böyle.

 

 

 

 

 

 

 

 

Malzemeler

  • 4 su bardağı un
  • 1+3/4 su bardağı su
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • peynir
  • 1 su bardağı sıvıyağ ve eritilmiş tereyağı karışımı (yarı yarıya)
  • 1 yumurta sarısı (üzerine sürmek için)

 

 

 

 

 

 

 

 

Unu, tuzu yoğurma kabımıza alıyoruz ve ortasını havuz gibi açarak suyumuzu yavaş yavaş ekliyoruz. Biraz fazla yoğurmak gerekiyor tamamen özdeşleşmesi için. Hazır olan hamuru 8 eşit parçaya bölüyoruz ve her bir parçayı merdane yardımıyla unlanmış tezgahta yemek tabağı büyüklüğünde açıyoruz. Yağ karışımımızdan tezgaha biraz sürdükten sonra açılmış hamurumuzu koyuyoruz ve üzerine tekrar yağ sürüyoruz. Sonra tekrar bir hamur ve tekrar yağ. Böylece her parçayı üst üste koyup yağlamış oluyoruz. En üstede yağ sürüp 15 dakika bu şekilde dinlendiriyoruz. Süre sonunda Hamurların üzerinde baloncuklar oluşmuş oluyor ve yağıda biraz çekmiş oluyor. Ve ilk parçayı alarak yuvarlak olacak şekilde elimizle çekerek açıyoruz. İçerisine de biraz yağ sürüp kenarına peyniri koyuyoruz. Sıkı bir şekilde sarıyoruz ve uzun olan ruloyu ister iki parçaya ister dörde sararak tepsiye yerleştiriyoruz. istersek yuvarlak yapabiliriz. Aslında bu hamur açma aşamasını buradan izlerseniz daha açıklayıcı olabilir. Buyrun tıklayın. Üzerine yumurta sarısı sürüp(ki benim yumurtam kalmadığı için yoğurt + yağ karışımı sürdüm) 180 derecede önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.  Afiyet olsun.

Milföy Hamurundan Pratik Pizzacık

Standard

Diyeceksiniz ki ne bu tembellik Simge, kaç gündür milföy hamuru.. Evet bugünlerde biraz fazla oldu ama uzun zamandır fırınımdan çıkmayan bir lezzetti..  Birazda kış yorgunluğu bastı sanırım beni. Pek elim ayağım kalkmıyor. Sonuçta pratik, kolay ama çok çok lezzetlidir milföy.

Malzemeler çok basit, evde olan malzemeler; haliyle milföy hamuru, salça, kaşar peyniri, zeytin, yumurta sarısı..

 

 

 

 

 

 

 

 

Ben sadece zeytin ve kaşarla yaptım. Dilerseniz mısır, sosis, sucuk, beyaz peynir, domates, biber.. İstenilen her pizza malzemesi kullanılabilir.

Buzu çözülen milföy hamurunun bir tanesinden, diğer iki tanesine çerçeve yapacak şekilde ince çubuklar kesiyoruz. bu çubukları diğer milföy hamurunun çervresine yapıştırıyoruz. Su ile açılmış domates salçasını hamura sürdükten sonra üzerine malzemelerimizi koyuyoruz ve kaşar peyniride ekleyip 200 derecede önceden ısıtılmış fırında kızarana kadar pişiriyoruz. İsterseniz kenarlarına yumurta sarısıda sürülebilir. Fakat milföy hamuruna sürülecek yumurta sarısı biraz su ile açılmalıdır ki yüksek ısıda hemen yanmasın.. Afiyet olsun.

Ezogelin Çorbası

Standard

 

Aslında dün akşam yaptığım çorbanın tarifini de hemen paylaşmayı düşünüyordum. Pazar günü rehaveti çökünce üzerime, bugüne erteledim, aklımda kala kala.. Blog yazmaya, mutfakta yaptıklarımın nedensiz fotoğraflarını çektikten sonra başlamaya karar verdim. Madem bu kadar yemek fotoğrafı arşivim oluştu, bende bunları bir blogta paylaşıyım dedim. Ama sonra o arşivdekiler bana yetmedi. Sanki bu fotoğraf biraz özensiz çekilmiş, ya bu fotoğraf güzel olmamış ben bu tarifi yeniden deneyeyim diye diye baktım ki bir sorumluluk haline gelmiş:) Bundan memnuniyetsizliğim yok asla. Aksine bir sorumluluk çok hoşuma gitti. Şimdilerde, haftaya İstanbul’a gideceğim ve 1 hafta 10 gün kadar kalacağım için düşünüp duruyorum. Acaba biriken tarifleri birden yayınlasam mı diye:) Anlayacağınız blog benim işim oldu. Para kazandırmayan, mutluluk veren işim:) Zaten günümüzde çok az kişi hem mutlu hem para kazanır olmuş durumda yaptığı işinden..

Neyse gelelim çorbaya. Yaz günleri en çok mercimekle yapılan çorbaları özlüyorum. Bunlardan biride ezogelin çorbası..  Kış bitmeden bolca yapmalı..Acaba mercimekle soğuk çorba yapılabilirmi?? Biraz bakıyım buna:)

 

Malzemeler

  • 1 su bardağı kırmızı mercimek (sarıda olabilir)
  • 1 yemek kaşığı pirinç
  • 2 yemek kaşığı ince bulgur
  • 1 adet orta boy soğan
  • 1,5 litre su
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 yemek kaşığı biber salçası (dilerseniz ikisinide domates salçası olarak kullanabilirsiniz)
  • tuz, nane, kırmızı pul biber (1 tatlı kaşığı)
  • 1 yemek kaşığı sıvıyağ
  • 1 yemek kaşığı tereyağı

 

Öncelikle ince bulguru, yıkanmış mercimek ve pirinci 1,5 litre su içerisine koyup önce yüksek ateşte kaynatıyoruz. Köpüklerini alıp ocağın altını orta ateşe getiriyoruz. Bu şekilde yaklaşık 40 dakikada pişiyor. Pişmesine yakın ayrı bir tavaya sıvıyağ ve tereyağını alıyoruz. Soğanı minik minik doğrayıp yağda kavuruyoruz. Orta ateşte ara sıra karıştırarak 10 dakika kadar kavurduğumuz soğanın içerisine salçaları ve nane ile pul biberi ekliyoruz. 5 dakika daha karıştırdıktan sonra, bu karışımı çorbamıza ekliyoruz. Eğer çorbada fazla tane sevmiyorsanız blender ile biraz ezebilirsiniz. Ama ezogelinin özelliği biraz taneli olmasıdır bence..  Ocakta 5-10 dakika kadar bu şekilde kaynattığımız çorbanın tuzunu da atıp altını kapatıyoruz. Eğer çorbanız koyu olduysa altını kapatmadan biraz kaynar su ekleyebilirsiniz. Ama en önemlisi; pişer pişmez yenmesi gerekir, yani sonrada yenir ama çok koyulaşan bir çorba olduğu için ya su eklenir yada koyu koyu içilir. Afiyet olsun.

Kremalı Milföy Tatlısı

Standard

Milföy hamuru ile farklı lezzetlere devam:) Bu sefer tuzlu milföy hamurundan nasıl başarılı bir tatlı yapılır onu yazıyorum:)) Çok ciddi oldu bu:)) Aslında içerisine bir krema yapılıyor, üzerine yumurta sarısı falan sürülmüyor ve pudra şekeri ile tatlandırılıp servis ediliyor. Her milföy tarifi gibi bu da çok pratik ve çok kolay.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Malzemeler

  • Milföy hamuru (her bir kare dört parçaya kesilecek şekilde, istenilen miktarda kullanılabilir)
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağından biraz az toz şeker
  • 4 yemek kaşığı un
  • 2 su bardağı Moova Süt
  • 50 gr margarin
  • 1 paket şekerli vanilin
  • Pudra şekeri

Kremayı önceden yapıp oda sıcaklığında soğutmamız gerekiyor. Tencereye süt hariç tüm malzemeyi koyup ocağın altınıda kısık açıp hızlıca karıştırıyoruz ve sütü yavaş yavaş ekliyoruz. Sütün tamamını ekledikten sonra ocağı orta ateşte açıyoruz ve koyulaşana kadar karıştırıyoruz. Dilerseniz blender kullanabilirsiniz.  Krema soğurken önceden buzluktan çıkardığımız milföy hamurlarını artı şeklinde dörde bölüyoruz.  4 eşit kare parça elde etmiş oluyoruz. Benim kremamdan 3 milföy hamuruna yetecek kadar çıktı. Yani 12 parça pastacık oldu. Sonrasında yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklı diziyoruz ve kızarana kadar önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında pişiriyoruz. Milföy hamurları soğuduklarında ikiye bölüp  oda sıcaklığında soğumuş kremamızı içlerine tatlı kaşığı ile dolduruyoruz ve üzerlerine pudra şekeri döküp servis yapıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bakmayın böyle uzun uzun yazdığıma. Çok kısa zamanda oluyor herşey:) Bu arada ilk defa Blogumda bir marka ismi verdim. Moova, evet Moova sütlerini gördüğümde (ki daha yepyeniydi o zaman marka) ilk önce paket şekline ve rengine bayıldım. Hemen aldım ve bu seferde tadına bayıldım. Biraz araştırdım, Moova’nın Efeler Çiftliğinin fotoğraflarını gördüm ve bu  güven verdi bana. Sizlerle de fikrimi paylaşmaya karar verdim. Birde peynirleri çıktı ama henüz deneme fırsatım olmadı. En kısa zamanda onlarıda deneyeceğim. Sizde deneyip fikirlerinizi paylaşabilirsiniz..Afiyet olsun..